22 Aralık 2009 Salı

etli patlıcanlı bulgur pilavı (meyhane pilavı) ve fırında elma dilim patates



eveeeet nihayet iki tarifle karşınızdayım :))
ikisi de eşim tarafından çok beğenildi. öncelikle pilavın tarifiyle başlıyorum diğeri zaten çok kolay :)

malzemeler:
ben ölüçüsüz yaptım ama sizin için şu ölçüleri verebilirim

100 gr çok küçük doğranmış et(kuşbaşından küçük pişmasi kolay oluyor)
1 adet orta boy patlıcan
1.5 su bardağı bulgur
bir yemek kaşığı domates salçası
yarım yemek kaşığı biber salçası
kekik
bulyon
bir miktar sıvı yağ

hazırlanışı:

öncelikle etleri tencereye koyun ve sularını salıp tekrar çekmesini bekleyin. daha sonra bir miktar sıvı yağ ekleyerek kavurun. arkasından küçük küçük doğranmış patlıcanları da ekleyin ve yine iyice kavurun. yoksa patlıcanlarda su tadı oluyor. arkasından salçaları ve bulguru ekleyin onlarıda biraz kavurduktan sonra üzerini 3 parmak geçecek şekilde sıcak su ekleyin. tuzunu ve baharatını da ekleyip kısık ateşte pişirin. suyu az gelirse tekrar sıcak su ekleyebilirsiniz. demlendikten sonra servis yapabilirsiniz.

afiyet olsun...

fırında elma dilim patates

sevgili elif in mutfağında gördüğümden beri aklımdaydı. internette bi çok farklı yapılışı var ben en basit olanını seçtim :)) patatesleri kabuklarıyla beraber ki taze ve ince kabuklu olurlarsa çok daha iyi olur :) iyice yıkayıp elma dilimleri şeklinde kesin. bir fırın kağıdına koyun. çok az sıvıyağ ve tuz gezdirin. fırına verin. üzeri kızarınca alın ve yiyin. hepsi bu :)) gerçekten lezzetli bir atıştırmalık :)

afiyet olsun...


14 Aralık 2009 Pazartesi

kedi dili tiramisu


uzun zaman beklettin de bunu mu yaptın diyorsunuz belki ama acele de olsa fotoğraflayabildiğim tek şey buydu :)) gerçi bu fotoğraflarda çok kötü ama idare edin artık :) bu arada bu tarifi hiç bıkıp usanmdan hatta belki de benden bile çok bloğumu ziyaret eden ve geçen gün dayanamayıp neden tarif yayınlamıyorsun diye beni arayan sevgili arkadaşım Asiye'ye ithaf ediyorum :)) bununla başlayalım yakında yeni evliler için yemek tariflerim seninle olacak canım :)



malzemeler:

iki paket kedi dili bisküvi
2 su bardağı süt
1 yumurta sarısı
4 yemek kaşığı şeker
2 yemek kaşığı un

Vanilya
1 küçük kutu labne peyniri

1 yemek kaşığı granül kahve (nescafe)
1 su bardağı su
1 yemek kaşığı şeker

hazırlanışı:

hayatımda yaptığım en pratif tariflerden biri diyebilirim. özellikle akşamdan yapılıyor olması ertesi gün gelecek misafir hazırlıklarını kolaylaştırıyor ve süper oluyor :) yani mümkünse akşamdan yapın veya en az 6 saat dinlendirin.
öncelikle şeker, süt yumurta ve unu kaynayıncaya kadar karıştırın. kaynamaya başlayımca vanilya ve lanbeyi ekleyin.(bulabiliyorsanız mascarpone peyniri de olur) :)) burdaki bim de yoktu ben kerem marka labneyi bulduğuma şükrettim :)) bu tatlıyı ilk denememde labne yerine krem peyniri koymuştum hayli ilginç olmuştu :)) neyse siz bu arada kremayı yada muhallebiyi karıştırmaya devam edin. çok hoş bir kıvam alacak o zaman bırakın :) artık hoşluk anlayışınıza göre değişir tabi ama bana çok hoş geldi başka türlü tarif edemedim :) bu arada nescafe li suyu hazırlayın. başka marka da olabilir nescafe şart değil :)) kahve tadını ne kadar seviyorsanız o kadar koyun ben pek sevmiyorum açıkcası ama bu ölçülerle çok olmuyor zaten.. kalıbınızı streç filmle kaplayın. kremadan biraz yayın. sonra kedi dillerini ıslatarak dizin. kremadan üzerlerine dökün. bir sıra daha kedi dili dizince tekrar krema dökün. oda ısısına gelince buzdolabında bir gece bekletin. sonra ters çevirin ve streç filmi çıkarın. arzunuza göre kahve veya kakao serpin.

afiyet olsun :)

19 Kasım 2009 Perşembe

pastırmalı humus

uzun zamandır aklımda olan bir tarifi sonunda denedim.. ev halkı beğendi umarım sizde beğenirsiniz..

malzemeler:

bir su bardağı (haşlanmış ve kabukları sayulmuş) nohut
yarım su bardağı tahin
yarım limon suyu
2 yemek kaşığı zeytinyağı
kimyon
tuz
toz kırmızı biber

yapılışı:
nohutları bir gece önceden suda bekletin iyice eziline kadar haşlayın ve kabuklarını soyun. blenderda püre haline getirin. ayrı bir yerde tahin zeytinyağı limon suyu ve haratlatı karıştırın. püre yaptığınız nohutla iyice karıştırın servis tabağına alın. üzerine dilimlediğiniz ve tereyağında hafif kavurduğunuz pastırmaları dökün.

afiyet olsun...

08 Kasım 2009 Pazar

annemin lokma tatlısı


Çocukluğumda bizim evde en çok yapılan tatlıydı. Babam hiç bir zaman yeiyeceği miktarı ayarlayamadığından ve artık şekerinin yükselmesinden korktuğumuzdan annem son zamanlarda yapmaz olmuştu.. Ben nedense sofrada değilde mutfağa her gidip geldiğimde ağzıma birer tane atmayı sevmişimdir :) Öyle daha lezzetli oluyor sanki.. Keza yaprak sarmasını da öyle severim. Tabağa koyup oturarak yiyecek kadar değer vermediğimden değil tabi ama öyle ayakta atıştırması daha keyifli oluyor sanki :)) Yazmadığım uzuuun arada sanmayın ki yemek, pasta, börek vs. yapmadım.. hiç denemediğim şeyleri bile yaptım ama malesef bu ramazandan kalma tatlıdan başka hiç birine ait fotoğraf yok :(( tarifleri verip görüntüleri hayal gücünüze bırakmak istemediğim için şimdilik bununla yetinmek zorundayız.. buna inanın yakında yeni tarfilerle sizlerleyim :)))
malzemeler:

2 su bardağı un
Yarım paket yaşmaya
2 çorba kaşığı tozşeker
2 çorba kaşığı tereyağı
1 su bardağı süt
1 adet yumurta
Su

Şerbeti için:

4 su bardağı tozşeker
2,5 su bardağı su
hazırlanışı:
havuz şeklinde açılmış unun üzerine toz şekeri, ortasına su ile eritilmiş maya ve sütü koyun.
Daha sonra eritilmiş tereyağını ve kar haline getirilmiş yumurta akını da ekleyerek yumuşak bir hamur elde edin. Tavaya sıvıyağı alın. Hamurdan kaşık yardımıyla alıp kızartın.
kızartılan lokmaları şerbetin içine atın ve içine çekmesini bekleyin.. afiyet olsun..

kalem ağacı

kalem ağacı çocuklara ve edebiyata tutkuyla bağlı bir öğretmenin çocukların kaleminden şiir ve yazıları yayımlamaya başladığı bir web blog... henüz çok yeni ama ben çok iyi yerlere geleceğine eminim.. zaman ayırıp tıklarsanız, sizinde şiir ve yazılar yazan çocuklarınız, öğrencileriniz veya tanıdıklarınız varsa burada paylaşabilirsiniz..

22 Eylül 2009 Salı

perde pilavı ve mutlu bayramlar



sevgili okur, allah seni inandırsın bloğuma girip birşeyler eklemeyeli artık ne kadar zaman olduysa şifremi bile unutmuşum :)) bende sizin gibi öyle bakıp çıkıyorum.. hatta bloğun benim olduğunu unutup aman bu blogta hiç güncellenmiyor diyep çıkacağım nerdeyse :)) neyse bugün bayramın ikinci günü -ki muhtemelen siz okuduğunuzda 3. günü olacak- herkese mutlu bayramlar... şeker tadında bir bayram olsun gibi iğrenç klasik bir cümle kurmak istemiyorum ama artık kurmuş bulundum :)) zaten ilk gün kutlasaydım büyük bir şaşkınlık yaratırdı herhalde :))

neyse gelelim perde pilavına... kendisi nerdeyse ramazanın ilk günlerinden birinde yapıldı.. sanmayın ki, artık yemek yapmıyorum. buraya koyamsamda , ramazanın büyük bir kısmını yoğun bir iftar daveti hazırlığ içinde geçirdim.. kimi günler arka arkaya iftar sofraları kurdum, yemekleri yaptım.. gel gelelim hiç birine ait tek kare fotoğraf yok :(( o hazırlık hengamesinin içinde insan tabi fotoğraf çekemiyor.. hele sofrada , insanlar tam orucunu açacakken "durun! benim bloğum var, iki kare fotoğraf çekeyim" denmiyor haliyle :)) sofrayı çoook önceden hazırldıysan tabi salata meze ve yemek yokken çekebilirsin ama oda ne işinize yarayacak dimi :)) bir gün hepsini tekrar yapıp fotoğrafını çekmeyi arzuluyorum deyip, konuyu burda kapatıyorum:))

gelelim perde pilavına deyip, bir türlü gelememişim :)) ee bayadır yazmayınca çenem açılmış galiba :)) bu pilavıda misafirler için değil kendimiz için yapmıştım. pilavın her türlüsünü sevenler için denenecek tarifler arasında bence..

gerçek tarifte pilavın için kuş üzümü, badem dolmalık fıstık gibi şeylerde vardı. fakat bende eşimde pilavın içinde bu gibi şeyleri sevmeyiz. ben koymadım ama siz koyabilirsiniz tabi :))



malzemeler:

iç pilavı için:
2 su bardağı pirinç
4 yemek kaşığı tereyağ
2 çorba kaşığı kuş üzümü
1 su bardağı badem(haşlanıp kabuğu soyulmuş)
2 çorba kaşığı çam fıstığı
3 su bardağı tavuk suyu,tuz ve karabiber
bir adet tavuk göğsü

hamuru için:
1 küçük margarin (aynı ölçüde tereyağ olabilir)
2 yumurta
2,5 su bardağı un
1,5 çay kaşığı tuz

hazırlanışı:

pirinçleri soğuk veya sıcak suda bir kaç saat bekletin. normal pilav yapar gibi tereyağını eritin pirinçleri kavurun koymak isterseniz ki ben koymadım fıstık badem gibi iç malzemleriyle birlikte kavurun. sonra tavuk suyunu ve baharatını ekleyin. pilavı dinlenmeye bırakıp hamuru hazırlayın merdaneyle açıp isterseniz büyük bir borcama isterseniz kek kalıbınna yerleştirin. kalıbı muhakkak tereyağı veya margarinle yağlayın. pilavı içine döküp hamurla kapatın. fırına verin. üzeri kızarır fakat alt tarfları pişmezse folyoyla kapatıp biraz daha pişirin.
dilimleyerek servis yapın

afiyet oslun...

not: kendisi bir pilav çeşidi olduğundan tek başına kuru bir yemek olabiliyor tavsiyem muhakkak sulu bir yemeğin yanına servis edilmesidir.

05 Eylül 2009 Cumartesi

tubişimin doğum günü



bazı insanlarla nasıl tanıştığınızı hatırlamazsınız.. sanki hep hayatınızda vardır onlar... aynı şehirde, hatta aynı ülkede bile yaşamıyor olabilirsiniz, ama ilk karşılaşmada sanki daha dün görüşmüş gibi kaldığınız yerden devam edebiliyorsanız, araya giren mesafeler ve zaman sizden birşey alıp götürmüyorsa, tamam işte sıkı bir dosta sahipsiniz demektir


şu iki çocuk kadar olmasa da uzuunca bir zamandır hayatımın hep içinde olan (yada acaba ben mi onun hayatının içindeyim) :)) canım dostumun doğum günü bugün... şimdi buraya yazamayacağım kadar ve belki de tamamını hatırlayamayacağım kadar çok anımız var.. dedim ya ne zaman nasıl tanıştığımızı bile hatırlamıyorum... orta okul sıralarından beri cismen olmasa da ruhen hep birlikteydik :))


dostum doğum günün kutlu olsun, biran önce o uzak ülkeden dönmeni istiyorum :)) mümkünse bir zaman makinesiyle dön.. binelim içine ve,


yine tenefüslerde birbirimizin pardüsesini giyelim...

ders aralarında gizli gizli konuşalım yürek yaralarımızı...

bir şiir yazalım ortaklaşa...

ankaranın sokaklarını arşınlayalım...

bir çanta, bir başörtü üzerine saatlerce konuşalım...

bir günlüğüne diye buluşup günlerce birlikte kalalım...

istanbulu keşfedelim yeniden...

adalara gidelim vapurla...

birer sahlep içelim rüzgara karşı...

yolun ortasında iftar açalım sultanahmette...

makarna pişirelim gece yarısı, ben senin payını da yiyeyim...

olur olmaz herşeye gülelim...

birbirimizin omzunda ağlayalım geceleri..

sen gel,

yeniden yaşayalım 15 yaşımızı...


22 Ağustos 2009 Cumartesi

bu ne uyuzluktur :))


başlıktan da anlaşılacağı üzere son günlerde hatta son haftalar veya aylarda diyebiliriz üzerimde bir uyuzluk var ki sormayın gitsin... yalnız bu uyuzluk özellikle yapmam gereken işler olduğu zaman içime giriveriyor sanki :)) mesela giyinmem süslenmem gezmeye gitmem gerekiyorsa capcanlı oluveriyorum :)) ama yakında açılacak olan okullar dolayısyla hazırlamam gereken planlar, evraklar aklıma geldikçe kabuğuma çekiliyorum... birde başıma moda bloğu işi açtım ki içler acısı :)) o değil keşke burda cümle aleme ilan etmeseydim.. şimdi herkes sıkıştırıp duruyor.. aslına bakarsanız çoğu şey hazırdı.. bilgisayarım daki tüm fotoğraflar silinene kadar :(( birde ne kadar blog ismi denediysem hepsi kullanıyormuş :(( sonunda uyduruk bir isim koyucam ye neyse bakalım... bu bloğa isim arayışımı anlatırken de demiştim çok havalı bir ismim olmadığı için bloglara yakışmıyor diye :)) saliha'nın dolabı, veya saliha'yla moda falan desem eminim 40 yaş üstü birinin bloğu olduğunu düşünüp kimse bakmaz :)) bu tembellikle bu bloğa bile allahın iki lafını yazmaya üşenirken, bir tanesiyle daha nasıl uğraşırım bilmem :))
bu arada yukarı daki uyuz yaratıkta, google'a girip uyuz yazıp görsellere aratınca çıkıyor :)) şu günlerdeki halime çok benziyor :))

05 Temmuz 2009 Pazar

bloğuma kardeş geliyor :)

Bloğumu uzun zamandır ihmal ettiğimin farkındayım. bunun nedeni yeni bir blog hazırlama derdine düşmüş olmam... bir müddettir severek takip ettiğim moda blogları içimde bir tutku oluşturdu.. eşim beni bilgisayarın başında görünce " neler modaymış bugün trendlerde neler var" diye dalga geçiyor :) özellikle her gün bakmadan edemediğim bloglar oldu..cindrellaundertheumbrella, alışverişcini, yelizindünyası , salıncaktaikikişi ve daha bir çok güzel blog...

çok trendy veya ikoncan biri değilim tabi ki... ama benimde söyleyeceklerim olabilir bu konuda diye düşündüm.. kapalı/örtülü/türbanlı artık nasıl adlandırırsanız / biri olarak kendi bakış açımdan beğendiklerimi, beğenmediklerimi, aldıklarımı, beğenipte alamadıklarımı, benim yerime gidin siz alın dediklerimi, paylaşabilirim :) biraz da yemek dışında söylemek istediklerim var sanırım.. bademlimon gibi okunur mu bilmem ama okuyacak bir kaç kişi çıkar umarım :)

yakında görüşmek üzere..

küçük bir not : hala bir isim bulamadım önerilerinizi bekliyorum...

08 Haziran 2009 Pazartesi

mercimek köftesi



nihayet arşivde bekleyen tariflerden birini yayınlamaya karar verdim. uzuunca bir zamandır hiç bir şey eklemdiğimi biliyorum yine de ziyaret edenler olduğunu görünce çok mutlu oluyorum ve artık bir tarif eklemenin zamanıdır dedim. gerçi çok bilinen bir tarif ama ben bile yaparken netten baktım yine de.. insan ölçülerini hatırlayamayabiliyor.(ne uzun bi kelime oldu) :)) yada çok bildiğiniz birşey bile olsa görünce aklınıza gelir yaparsınız belki.. ama ne çok açıklama yaptım. mercimek köftesi işte belki bilmeyen vardır.. :)) buyrun tarif..

malzemeler:

1 su bardağı ince bulgur
2 su bardağı kırmızı mercimek
4 su bardağı su
bir baş kuru soğan
salça
arzu ettiğiniz miktarda yeşil soğan, kıvırcık,maydonoz veya başka yeşillikler

hazırlanışı:

mercimekleri 4 su bardağı suda haşlayın. suyunu tam çekmeden içine ince bulguru atın. kapağını örtün. ikisi birlikte demlensin. bu arada yeşillikleri ince bir şekilde doğrayın. küçük küp halinde doğranmış kuru soğanı ayrı bir yerde salçayla kavurun. üzerine biraz limon suyu sıkıp salçaya kıvam verin. daha sonra salçalı soğanlı sosu mercimekli bulgurlu karışımla karıştırın. baharatları ekleyin. iyice yoğurunca yeşilliklerini de katarak elinizle köfte şekli verin. afiyet olsun...





Blog Widget by LinkWithin